• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Jîr Jan Amedî

Jîr Jan Amedî
jirjanamedi@gmail.com
ÖĞRETİMDE ETKİLİ YÖNTEM VE TEKNİKLER
05/09/2016

Özet:

            Bu çalışmada birçok alanda başarılı bir şekilde kullanılan Beyin Fırtınası, Beyin Eseri, Listeleme ve Altı şapka gibi bazı teknikler hakkında kısa bilgiler verilecek ve uygulama şekilleri anlatılacak ayrıca bu metotların öğretimde kullanılmalarının önemi üzerinde durulacaktır

 

Giriş:

              “Etkili Öğretim Teknikleri” denildiğinde aklımıza çokça daha farklı yöntem gelebilir. Tarihsel süreç içerisinde çoğu dönem eğitim bireysel gelişmelerin önünde bir engel olarak set oluşturmuş olsa da tarih kendi farklılıklarını yaratmış bireylerin ve bu bireylerin gelişimine izin veren ve katkı sunan toplumların başarılarına sahne olmuştur.

             Koltuğunun altındaki taş tabletlerle Uruk şehrinin yüksek merdivenlerinden inerek, derin düşüncelerini mezarlarla paylaşıp balığa benzeyen bilge adamlara çıkan Gılgamış’ın farklılık yaratma çabasından bu güne kadar eğitimin temel amacı, bireylerde farklılık yaratarak daha müferreh bir toplum yaratmak olmuştur. “Müferreh toplum” kavramı, toplumların siyasal ve sosyal yapılarından bağımsız düşünülemiyor.

              Siyasi, iktisadi ve dini kurumlar eğitimi kendi varlıklarının sürdürülmesinin bir aracı olarak değerlendirme çabasında olmuşlar ve uzun süre de böyle olacak gibi görünüyor. Ancak en katı sistemlerde bile kendilerini yaratabilmiş ve tarihe yön vermiş insanların olduğu gerçeği de göz ardı edilemez. Kendilerini yaratabilmiş insanların çoğunun yine zamanlarının egemen sistemleri tarafından yok edildiklerini düşündüğümüzde, günümüz toplumu bireyinin göreceli de olsa en azından yaşam hakkı bakımından şanslı olduğunu düşünebiliriz.

              At ve deve sırtında taşınan kil tabletlerin, yazımı yıllarca süren el yazması kitapların ve günümüzde kullanılan mikro çiplerin ortak özelliklerinden birinin amacı bilgiyi yaymak ve günlük hayatta kullanılabilir hale getirmek olduğu kanısını paylaşmakta yarar var.  

  Hem toplumun hayatı hem de bireyin toplum içindeki tüm hal ve davranışları üzerindeki en önemli etmenin eğitim olduğu kuşkusuzdur. Enformasyon toplumu olarak adlandırılan bir toplumda yaşıyoruz. Toplumsal ve ulusal gelişmişlik düzeyi, bilgi ve teknolojiyi kullanma beceresine bağlıdır. Hızlı değişen gelişmelere karşı tepkisiz kalmak, toplumların geri kalmaları önünde duran en temel nedenlerden bir tanesi gibi karşımızda duruyor. Özellikle bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler, toplumlara da bu gelişmelere uyumlu tepkiler gösterebilme becerisini zorunlu kılmaktadır. Böyle bir toplumu meydana getirebilmenin ön koşulu da gelişmelere uygun çözüm becerileri gelişmiş bireyler yetiştirmekten geçer. Yukarıda da değindiğimiz gibi, bireyin hayatı, içinde yaşadığı toplumun ve ülkenin eğitim sisteminden bağımsız düşünülemez.

    Küçük bir köy haline gelmiş günümüz dünyasında geleneksel toplum yapıları kaybolmakla karşı karşıyadır. Buna bağlı olarak değişmek zorunda kalan makro ve mikro toplumsal yapılar, insan denilen varlığı bir siluet haline getirmiş durumdadır. Bu da eğitimde ayrıca bireyin daha fazla ve hızlıca eğitilmesini zorunlu hale getirmiştir. Diğer yandan özellikle teknoloji alanındaki gelişmeler ve toplum içinde yayılması daha küçük yaşlardan itibaren çocukları etkisi altına almakta ve buna bağlı olarak eğitim sistemlerinin her türlü tekniği çocukların gelişimine katkı sunacak şekilde uyarlamalarını gerektirmektedir.

              Şentürk (2008)’ün Winner ve Türk’ten aktardığında göre, “yeni teknolojinin her geçen süre ortaya çıkardığı yenilikler ve bu yeniliklere ilişkin ihtiyaçlara cevap verebilme, onlara uyum sağlayabilme bile (Winner, 2002:149) ileri düzeyde bir eğitimi, yeteneği ve donanımı zorunlu kılmaktadır. İnternetin, Networkun, mikro işlemcinin ve her an sürümü değişen bilgisayarın belirleyici olduğu bir toplumsal aşamada, kendine nitelik kazandırma, kendini geliştirme ve yetiştirme görevi bireyin kendisine düşmektedir. Dolayısıyla enformasyon toplumunun üyesine, daha önceki aşamalarda olmadığından fazla kişisel görev ve sorumluluk yüklenilmektedir. Çünkü, çocuğun veya bireyin eğitiminde ailenin yönlendirme etkisi daraldığı gibi, mevcut eğitim kurum, sistem ve yöntemleri üzerinde de büyük tartışmalar yapılmaktadır. Eğitim üzerinde yapılan tartışmalar ise mevcudun tekrar gözden geçirilmesi veya sorgulanmasını gündeme getirmiştir. Eğitim sistem ve anlayışlarının paradigma değişimine ihtiyacı bulunmaktadır. Eğitim, bireysel ve toplumsal yaşantıyı doğrudan etkileyen bir süreçtir. Bir ülkenin kalkınması, o ülkede yaşayan insanların eğitilmesi, onlara ülke hedeflerine ve dünya gerçeklerine uygun yeteneklerin kazandırılması, yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve bu teknolojik yeniliklerin her alanda değerlendirilmesiyle olanaklıdır. (Türk, 1999:1-2). (Şentürk, Ü. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Yaz 2008, 6(3), 487-506 İletişim 2003/18; ENFORMASYON TOPLUMUNDA EĞİTİMİN YERİ)

              Günümüz eğitim sistemlerinde artık birçok teknoloji bir arada kullanılmakta ve buna bağlı olarak da eğitim sistemi temelinden değişmek durumunda kalmıştır. İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) verilerinden çıkan değerlendirmelere konu olan, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) çalışmalarına Türkiye ilk kez 2003 yılında katıldı. Aynı yılın sonuçları Türkiye’deki eğitim sisteminin sorgulanması yönünde önemli bir etkiye sebep oldu.

              Misyonuna bağlı olarak eğitim ve öğretim sisteminde yeni bir vizyon geliştirmenin zorunlu olduğunu gösterebilecek bir çok gerekçe sayılabilir.

    Nitekim 1990’lardan beri eğitimin çeşitli kademelerinde yeni sistemler denenmiş ve 2004-2005 yılından itibaren, 1929 buhranının bir ürünü olan “yapılandırmacı eğitim sistemi” model olarak uygulanmaya konulmuştur. Bu modelin en önemli bir özelliği olarak öğrencilerin, farklı birer kişilik olarak ve bu farklı kişilik ve yapılarına bağlı öğrenme becerilerinin olabileceği ön kabulü olduğu söylenebilir. 

             Bu ön kabul alışılagelmiş öğretim stratejilerinde de değişiklik ve yenilikler getirmiştir.    

              Türk eğitim sistemini düzenleyen mevzuat ile birlikte, eğitim sistemi için referans bir politika belgesi niteliğinde olan “Millî Eğitim Bakanlığı 2010-2014 Stratejik Planı”, hazırlanmış olup 2010 yılından itibaren yürürlüğe konulmuştur. “MEB Stratejik Planı” ile eş zamanlı olarak merkez teşkilatı birimleri ve İl Millî eğitim müdürlükleri de kendi stratejik planlarını hazırlamışlardır.

Strateji oluşturma, taşra teşkilatına kadar indirgenerek geçmişin merkezi yöntemlerine göre daha fazla ilgili aktörü sürece dâhil ederek önemli bir yenilik getirmiştir.

              Buradan ve ilgili mevzuatın devamından da daha iyi anlaşılacağı üzere, eğitim ve öğretimin hedefi olan öğrencide istendik yönde değişimler gerçekleştirebilmek için eğitim sisteminin belli bazı stratejiler gerçekleştirmesi zorunlu hale gelmiştir.

              Yapılanan değişiklikler olumlu olmakla birlikte; toplumdan bağımsız düşünülemeyecek bireyin/öğrencinin farklı algılama, kavrama, yorumlama ve analiz etme gibi becerilerini dikkate alan bazı sistemlerin yine bireyin/öğrencinin üyesi olduğu toplumu yeterince dikkate almaması ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Her toplumun kendisine has bir yapısının olduğu gerçeği göz ardı edilmeden sistemler yeniden yapılandırılmalı ve buna bağlı yeni stratejiler geliştirilmelidir.

              Üzerinde düşünülmesi ve çözülmesi gereken sorunlarına rağmen “öğrenci merkezli” eğitim anlayışının, öğrenme sürecinde önemli sonuçlarının olacağı kanaati hâkimdir. Öğrencinin eğitim sürecinin aktif bir üyesi olması ve öğretmenin her şeyi en iyi bilen bir öğreticiden daha çok bir rehber konumunda olmasının eğitim üzerinde olumlu etkileri olacağı düşünülüyor.

             Aşağıda birkaç örneğini göreceğimiz etkili öğretim teknik ve yöntemleri örneklerinden de anlaşılacağı gibi, öğrencinin eğitim sürecinde aktif rol alması, sorgulama ve düşünce üretme becerisi kazanmasının önemli olduğunu belirtmekte yarar var. Bazı tekniklerin belli bazı konularda düşünce yaratmaya, bazılarının probleme dayalı çözümler üretmeye sevk etmesi ve bazı uygulamaların araştırma ve uygulamaya teşvik etmesi son derece önemlidir. Bir başka önemli husus da öğrencilere işbirliğine dayalı grup çalışması konusunda alışkanlık yaptırabileceğidir. Özellikle işbirliği ve ekip çalışması konusunda toplumda gözlenen eksiklikten bahsedebiliriz. Eğitim – öğretim sürecinde işbirliğine dayalı grup çalışması gerektiren yöntemlerin uygulanması ve sürdürülebilir bir alışkanlık haline getirilebilmesi, önemli bir kazanım olarak üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur.

ÖĞRETİMDE UYGULANABİLECEK BİRKAÇ YÖNTEM VE TEKNİK ÖRNEĞİ VE UYGULAMA BİÇİMLERİ

 

Bu çalışmada sıkça kullanacağımız “strateji”, “yöntem” ve “teknik” kavramlarını kısaca tanımlamakta ve aralarındaki ilişkiye değinmekte yarar vardır.

             Fransızcadan (strategie) Türkçeye geçmiş olan strateji kavramı, Yunancada, “orduyu - gütmek” anlamına gelen “stratos ve ago” sözcüklerinden türetilmiştir.  Strateji sözcüğü, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “izlem” olarak karşılık bulmaktadır. Bu anlamda da daha çok askeri bir kavram olan taktik ile karıştırmamak gerekir.

             İzlem; “Önceden belirlenmiş bir amaca ulaşmak için izlenen yol” anlamına gelmektedir. (TDK, Bilim ve Sanat Terimleri Ana Sözlüğü)

               Strateji hem yöntem hem de politika kavramları ile karıştırılmakta ve çokça da birbirlerinin yerine kullanılmaktadır. Askeri kökenli bu sözcük daha sonra birçok alanda kullanıldı. Eğitimde ise; “Eğitim ve öğretimde, hedefe ulaşmak için belirlenen tüm yöntem ve teknikler” olarak karşılık bulabilir. 

             Farklı bir şekilde açıklamak gerekirse, temel hedefler doğrultusunda öğretmeyi gerçekleştirmek için uygun yöntem ve tekniklerin belirlenmesi arayışının sonucunda oluşan temel ilkedir. Öğretim anlayışına bakış açısı ile birebir ilgilidir. Karşılığı “Nasıl öğretelim” sorusuna verilen cevaplarla bulunur.

              Öğretim yöntemi ise öğrenme amaçlarına ulaşmak için izlenen en kısa yol ya da bir konuyu öğrenmek için seçilen en düzenli metottur. Metot denilince bilimsel metodu ya da yöntemi ile karıştırmamak gerekir.

               Öğretme tekniği denilince, Öğretme yönteminin uygulanış biçimi olarak düşünmek düşünülebilir.

             Öğretimde yöntem ve teknikleri, öğretmen merkezli ve öğrenci merkezli olarak gruplandırabiliriz.

            Öğretme tekniğine katılım şekilleri ise bireysel, az katılımcılı ve çok katılımcılı gibi çeşitli gruplara ayırabiliriz.

              Bu çalışmada “Beyin Fırtınası” tekniği ağırlıklı olmak üzere bazı tekniklerin amaçlarını ve uygulama şekillerini açıklamaya çalışacağım. 

    Her alanda etkisini gösteren değişme ve gelişmeler, öğrenim ilke ve metotlarında da bazı tekniklerin geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Öğrenmeyi kolaylaştırmak ve yaşama uyarlanabilir ve sürdürülebilir hale getirme çabası, akademi dünyasının temel uğraşı olarak her zaman önceliğini koruya gelmiştir.

    Küreselleşen dünyamızda her alanda olduğu gibi, öğrenim alanında da birçok kavram, kuram ve yöntem arayışı ya birebir kullanılmış ya da bir şekilde toplumumuz gerçeklerine uyarlanmıştır.

               Bu çalışmalara karşı olumlu ya da olumsuz yapılan değerlendirmelerin bu özel çalışmanın dışında kalması kaydı ile öğrenmeyi kolaylaştıran ve öğrenciyi geliştiren metotların uygulanmasının faydalı olduğu/olacağı düşünülmektedir.

    Geliştirilen tüm yöntem ve tekniklerin amacı, “eğitim ve öğretimin kalitesini artırmak” düşüncesi üzerine kurulmuştur.

              Bu durumda kalite kelimesi üzerinde durmakta yarar vardır. Latincede “(bir şeyin) nasıl oluştuğu” anlamına gelen bu kavram, insanlık tarihinde yaklaşık 4200 senedir kullanılıyor. Yiyip – içip giydiklerimizden tutalım / kişilik – yaklaşım ve tutumlarımıza – mesleki beceri ve sosyal ilişkilerimizin tümüne kadar yayılmış bir kavramdır kalite. Kaliteli bir elbiseden bahsedebileceğimiz gibi, kaliteli öğretmen ve dolayısı ile kaliteli öğretim tekniklerinden de bahsedebiliyoruz değil mi?

               Eğitimde kalite; Eğitim hayatının tüm aktörlerini ilgilendiren ve yine tüm aktörlerin beklentilerine en iyi hizmeti en uygun şartlarda sunma süreci olarak tanımlayabiliriz.

             Eğitimin aktörlerini; - Öğrenciler – Öğretmenler- Aileler – Sosyal Çevre – Siyasal Çevre – Kamu / özel iş dünyası… Şeklinde sıralayabiliriz.

              Kalitenin en önemli özelliklerinden biri sürekli ve sürdürülebilir olmasıdır.

             Japonların çok uzun yıllardır kullanageldiği ve dünyanın birçok ülkesinde birçok alanda kullanılan “Sürekli iyileşme anlamına gelen - Kai – Zen” diye bir sistem vardır. Bu sistem sürekli ve kendiliğinden gelişmeyi belli bir yöntem izleyerek uygulamaya yöneliktir. Konumuzu fazla dağıtmamak adına dileyenler bu konu ile ilgili araştırmalar yapabilirler.

              “Kai-Zen”i toplumumuzun genel inanç değerlerine uyarladığımızda, “iki günü bir (aynı) geçen bizden değildir”, “kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız” hadislerini (Peygamber sözleri) anımsayabiliriz.

               Örneklerinden görüleceği gibi, yöntemlerin önemli etkilerinden bazıları, analitik düşünme, grup çalışması becerisi geliştirme ve öğrencide özgüven gelişimine katkıda bulunmak olarak karşımıza çıkmaktadır.

     “Analitik düşünme” kavramı ile bir dizi zihinsel sürecin birlikte etkileştiği bir süreçten bahsediyoruz. Bu beceriyi çeşitli teknikler ile öğrencide alışkanlık haline getirmenin önemini bilmekte fayda var.

              “Grup çalışması” becerisinin öğrencilere sorumluluk yüklenme, çeşitli kaynaklardan yararlanma ve paylaşma becerisinin kazandırılacağı düşünülebilir.

              “Özgüven”den kastedilen ise kişinin kendisine olan güvenidir. Apaydın (2016)’a göre; “Özgüven; bireyin tutum ve davranışlarını belirleyen, kendisine yönelik duygu, düşünce ve değerlendirmeleri içeren bir kavramdır (Lauster, 2000). Yakın zamanlara kadar yüksek özgüven olumlu, sağlıklı bir kişilik özelliği olarak değerlendirilmiştir. Özgüveni yüksek bireylerin karşılaştıkları olumsuz koşullarda kendilerini değersiz hissetmedikleri, nesnel bir değerlendirme yapabildikleri, sonuçlardan ders çıkararak olumsuzlukları fırsata çevirebildikleri öne sürülmektedir. (Narsizm İle Özgüven Arasındaki İlişkide İslâmî Eğilimin Aracılık Rolü; Apaydın, Ç. EKEV AKADEMİ DERGİSİ Yıl: 20 Sayı: 66 sayfa,  (Bahar 2016)

               1990ların ikinci yarısında başlayan ve 2000’lerde günlük hayatta kullanılan “Kişisel gelişim”, NLP ve benzeri kavramlara hepimiz aşinayızdır. Bu alanda binlerce kitap yazıldı, tercüme edildi ve birçok uygulaması seminer konusu oldu. Bu seminerlerde anlatılan ve bazılarında uygulanan düşünce geliştirme ya da fikir üretme metotlarından biri tanesi de aşağıda anlatmaya çalışacağımız  “Beyin Fırtınası” metodudur.

 1 - BEYİN FIRTINASI

Kişisel ve kurumsal gelişim alanında uzun zamandır kullanılan bu teknik Amerikalı reklamcı ve yazar Alex Osborn (1888 – 1966)  tarafından uygulandı. Alex Osborn bu uygulamayı yeni üretilen ürünlere isimler bulmak amacı ile kullandı.

 

1-a-) Tanım

Beyin fırtınası veya fikir fırtınası, yaratıcı düşünce temelli, katılımcıları yeni fikirler üretmeye teşvik edici, kısa sürede çok sayıda düşüncenin üretilmesidir.

Başka bir tanım da Prof. Dr. Ahmet Öztürk tarafından yapılmıştır. Öztürk, (2009) beyin fırtınasını; “Yaratıcı düşünceyi destekleyen, takım çalışanlarını motive ederek kısa sürede çok fazla fikrin üretilmesine ve süreçlerin neden başarısız olduğuna dair çıkarımlar yapılabilmesine olanak sağlayan bir sürekli kalite geliştirme aracı” olarak tanımlıyor. (Öztürk, A. Kalite yönetimi ve planlaması, Ekin Yayınevi, 2009, Bursa, s.370.)

Osborn (1963), uyguladığı beyin fırtınası seanslarında her tür eleştiri ve değerlendirmenin kişilerin hayal gücünü engellediğini gözlemlemiştir. Çünkü fikir üretme ve eleştiri aynı anda gerçekleşmez.(Çavuş, Ş. “ Aktif Öğretim Yöntemlerinden Beyin Fırtınası Yöntemi ve Uygulaması”,Enstitü Dergisi,Cilt 14, Sayı 1, 2005, 441-450, s. 442)

Osborn’un bu gözlemi ve çıkardığı sonuç, bu tekniğin temel özelliğini de belirlemiş oluyor.

Beyin Fırtınası tekniği eğitim ve öğretimin her kademesinde kullanılabilir ancak bir üst düzey teknik olduğu için özellikle Orta ve Yüksek Öğrenim gören öğrencilerde verimi daha yüksek olabilir.

 

 

 

 

1-b- Ne Zaman Uygulanabilir

Yeni kuralların belirlenmesinde:  İşlevsiz hale gelmiş eski kurallar yerine daha verimli yeni kuralların belirlenmesi aşamasında katılımcı bir uygulama ile ortak kararların alınmasında oldukça yararlı olacaktır.

            Kuralların belirlenmesinde aktif rol alan öğrencilerin kurallara uymakta da daha istekli olacağı düşünülmektedir.

Planlamada: Özellikle eğitim öğretim yılı planlamaları yapılırken uygulanır.

Problemleri çözmede: Temel nedenler, alternatif çözümler, etki analizi yapılarak problemlerin tanımı ve çözümü konusunda etkili bir yöntemdir.

Proje yönetiminde: İmkânların belirlenmesi, olabilecek aksaklıkların tespiti, materyal ve kaynakların, iş dağılımın v.s. belirlenmesi aşamasında

Takım oluşturmada: Gruplara ayrılmış olan katılımcılara, birlikte çalışma kültürünün kazandırılması konusunda oldukça etkileyici ve yararlı bir tekniktir.

 

1-c-) Kimlere Önerilir

Zümre – şube öğretmenleri kendi aralarında

Okul yönetimi – Öğretmenlerle

Öğretmenler – Öğrencilerle

Öğrenciler – Öğrencilerle

Alan öğretmenleri farklı okuldaki meslektaşları ile

Okul – Aile Birliklerinde

Eğitimin tüm aktörleri ile

Aile bireyleri aile içinde….

Herkesin tek başına yapabileceği gibi ihtiyaç duyduğunda farklı katılımcılarla yapabileceği uygulanabilir bir tekniktir.

 

1-d-) Uygulama Şekli (Neler Yapılır)

-           Etkinliğe katılacak grup ya da gruplar belirlenir.

-           Teknikte dikkat edilecek hususlar ve kurallar her katılımcının anlayacağı şekilde anlatılır. 

-           Fikir üretilecek konu belirlenir ve herkesin anlayacağı şekilde yazılır.

-           Mümkünse Masa ve oturma düzeni grupların kendilerini rahat hissedebileceği şekilde düzenlenir. (Sınıfça da yapılabilir.)

-           Süreci yönetmek için bir üye seçilir.

-           Düşünceleri kaydetmek üzere mümkünse yazısı okunaklı ve hızlı yazabilen bir sekreter atanır.

-           Sekreter tüm düşünceleri (başka bir araç kullanılmıyorsa) tahtaya yazar.

-           Düşüncelere karşı hiçbir baskı – tenkit – ayıplama ya da aşağılama yapılmaz. Katılımcılar düşüncelerini direk olarak çekinmeden dile getirirler.

-           Düşünce belirtmek istemeyenler zorlanmaz ve düşüncesi olmadığını belirtir. Sıra bir sonraki katılımcıya geçer.

-           Tüm katılımcılar “geçiniz” ifadesi ile artık düşünceleri olmadığını belirtene kadar seans devam eder.

-           Seans sonunda her düşünce konunun amacına uygun bir şekilde sınıflandırılır ve birbirleri ile işkillendirilir.

-           Sonuç değerlendirilip herkesin anlayabileceği bir şekilde açıklanır.

-           Her katılımcı değerlidir ve saygındır ve buna bağlı olarak üretilen her düşünce de önemli ve değerlendirmeye layıktır.

 

 

1-e-) Dikkat Edilecek Hususlar

    “Ortaya atılan yeni fikirlerde bir ilginçlik, saçmalık yoksa bu fikirde umut yok demektir.”                                                            (Einstein)

                                                                                                            

-           Düşünceler ifade edilirken yargılama – yadırgama ve tenkit yapılmaz.

-           Düşüncelerde nitelik aranmaz. Düşünce ne kadar komik ya da saçma olursa olsun müdahale edilmez.

-           Kötü fikir yoktur düşüncesi ile her fikir kayıt altına alınır.

-           Sınıfça uygulandığında olabilecek aşırılıklara karşı hazırlıklı olunmalı ve zamanında müdahale edilmelidir.

 

 

1-f-) Olumlu Yönleri

-           Yaratıcılığı özendirir

-           Cesaret verici ve güdüleyicidir

-           Demokratik katılım sağlar

-           Öğrencilerin farklı düşüncelere saygı duymasına katkı sunar

-           Özgüven artırır

-           Tüm katılımcılar aynı haklara sahip olduğu için gerilim azalır

-           Başarılı uygulandığında sürekli pratik düşünce ve analiz becerisi geliştirir.

-           Fazla araç gerece ihtiyaç duyulmaz.

-           Grupta konuşma ve çalışma becerisi kazandırır.

 

 

1-g-) Eksik Yönleri

-           İyi planlanmadığında kişisel tartışmalara sebep olabilir.

-           Bazı katılımcılar yetersiz kalabilir ya da bu hisse kapılabilir.

-           Her öğrenciyi ayrı ayrı değerlendirme imkânı yoktur.

-           Seans sırasında müdahale şansı olmadığından, zamanında hatayı düzeltme ilkesi uygulanmaz

-           Tartışma sırasında öğrencilere yararlı ve yapıcı eleştirilerde bulunma imkânı yoktur.

-           Her düşünceyi yazmak zaman alıcı olabilir.

-           İyi yönetilmediğinde sınıfta gürültüye sebep olabilir

 

1-h-) Uygulamayı Tamamlayıcı Yardımcılar

Uygulama esnasında bu teknikten daha iyi verim alabilmek için;

“Benzerinden yararlanma”

“Düşünce ilişkisi kurma”

“Zarardan yarar çıkarma” gibi çözüm etkinlikleri üzerinde durulabilir.

 

Çeşitli kaynaklardan taranan ve bu çözüm önerilerine örnekler şunlardır:

* Benzerinden yararlanma: Bir problemi çözmek için yollar aranırken tabiattaki örneklerden yararlanmak mümkündür. Örneğin, pamuk liflerini tohumdan ayıran çırçır makinasının bulucusu bu makinayı, “bir kedinin pençesini çitten geçirip bir civcivi nasıl kavradığını görerek” geliştirmiştir. Anılan bu makina, tıpkı kedi örneğinde olduğu gibi çalışmaktadır.

Uçak kanat modellerinin kuş kanatlarından esinlenerek üretilmesi bir başka örnek olabilir.

**   Fikir bağlantıları kurma: NASA yetkilileri, astronot elbiselerinde fermuar yerine geçecek bir düzenek arıyorlardı. Fikir bulma timi, toplantıda sözlükten rasgele “yağmur ormanı” sözcüğünü seçti. Beyin fırtınası tekniğinin kullanıldığı bu toplantıda, katılan üyelerden her biri tropik yağmur ormanından geçerken elbisesinin dikenlere takıldığını hisseder gibi olduğunu söyledi. Bunun üzerine, astronotlara iç içe giren ve dikene benzeyen ipliklerden yapılmış bir elbise dikilmesi fikri geliştirilmiş oldu.

***      Zarardan yarar çıkarma: ABD’de bir bira fabrikası, dinlenmiş birayı, ücret karşılığı elden çıkarmak gibi bir problemle karşı karşıya kalmıştı. Fabrika yöneticilerinden biri, Tom Sawyer’ın arkadaşlarını nasıl kandırdığını hatırladı ve bu örnekten esinlenerek; dinlenmiş birayı, kesimlik hayvanlara besi maddesi olarak Japonya’ya gönderilmesi fikrini ortaya attı. Böylece, zarardan yarar çıkarma yoluna gidilmiş oldu.

               Tom Sawyer, arkadaşlarına, bahçelerinin çitini boyama şerefini vermiş ve ayrıca bu şeref karşılığında onlardan bir de ücret almıştı.

 

1-i-) Örnek Olay

              Berk Öğretmen’le Selim Öğretmen, aynı sınıfın farklı şubelerinde derse girmektedirler. O günkü dersi, daha önceden birlikte almış oldukları karara göre grup çalışması biçiminde yapmışlardır. Ders çıkışında öğretmenler odasında sohbet etmekte ve o günkü dersi değerlendirmektedirler. Selim Öğretmen “Bugün derse girdiğimde öğrencilere grup çalışması yapacaklarını söyledim. Sınıf listesindeki sıraya göre öğrencileri beşerli gruplara ayırdım. Bugünkü konuyu kitaba bakarak çalışmalarını, dersin sonunda o konudan küçük bir sınav yapacağımı belirttim. Öğrenciler çalıştılar. Ancak dersin sonunda yaptığım sınavda çalışkan öğrenciler bile pek de yüksek olmayan notlar aldılar. Sanırım bundan sonra grup çalışması yaptırmayacağım. Zaten çok da gürültü çıktı.” diyerek dersi özetler ve Berk Öğretmene onun dersinin nasıl geçtiğini sorar. Berk Öğretmen “Dünkü derste öğrencilere bugün grup çalışması yapacağımızı ve kimin hangi grupta olduğunu söylemiştim. Grupları bir grupta hem kız hem erkek öğrenciler; hem başarılı hem zayıf öğrenciler olacak biçimde oluşturdum. Her gruba dörder öğrenci yerleştirdim. Gruplara daha önceden hazırladığım soruları verdim ve o sorular üzerinde tartışmalarını istedim. Öğrenciler soruların yanıtlarını yazdılar.

Dersin sonunda öteki arkadaşlarıyla paylaşmak üzere sunum yaptılar. Daha sonra öğrencilere küçük bir sınav uyguladım ve zayıf olan öğrencilerin bile notlarında artış olduğunu gördüm. Artık öğrenciler de ben de derslerimizde daha çok grup çalışmasına yer vermek istiyoruz” diyerek dersini anlatır. Selim öğretmen bu farklılık karşısında şaşkınlığını dile getirir. (Zeynep ÖZONAY, ÖĞRETİM İLKE VE YÖNTEMLERİ, TC. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 1854, sayfa,150)

 

-           Beyin fırtınası uygulaması zaman ve mekâna dayalı farklılıklar dikkate alınarak farklı tekniklerle gerçekleştirilebilir. Her bir uygulama tekniğinin hem olumlu hem de olumsuz yönleri vardır. Bu tekniklerden bazılar şunlardır.

Eğlenti (Carousel),  Hızlı Beyin Fırtınası Ve Mektup Daveti teknikleridir.

 

1-k-) Carousel (Eğlenti) Tekniği:

-Sınıfın duvarına birkaç konu asılır

- Sınıf eşit sayıda (heterojen) gruplara ayrılır

- Her grup 3-5 saniyede duvarın önünde durarak kâğıda fikrini yazar

- Süre bitince grup saat yönünde dönerek diğer kâğıda düşüncesini yazar

- Her grup yazılan tüm fikirleri okuyana kadar seans biter

 

1-l-) Hızlı Beyin Fırtınası uygulama şekli:

-           Duvara asılan postere değişik konular yazılır

-           Her konu için bir grup belirlenir

-           İlgili posterin altında toplanır,

-           Her grup 2-3 dakika fikirlerini anlatır

 

1-m-) Mektup Daveti uygulama şekli:

-           Sınıf 4-5 gruba ayrılır

-           Birkaç farklı problem belirlenir

-           Konular yazılarak zarflara konulup dağıtılır

-           Zarflar masanın merkezine konur

-           Gruptaki her birey görüşünü yazarak zarfa koyar

-           Her grubun ürettiği çözümler tahtaya asılır

 

2- BEYİN ESERİ / ÜRÜNÜ (Brainwriting)

Öğrencilerin bireysel ve grup olarak görüş geliştirebilmelerine yönelik, Beyin Fırtınasına benzer bir tekniktir. Sınıftaki tüm öğrencilerin katılımına uygundur.

 

2-a-) Beyin Eseri / Ürünü (Brainwriting) uygulama şekli:

-           Konu ya da problem belirlenir

-           Sınıf 6-7 kişilik gruplara ayrılır

-           Her öğrenciye bir konunun farklı yönleri ile ilgili üç tane kart verilir.

-           Her öğrenci her karta her konu ile ilgili görüşlerini yazar ve masaya koyar

-           Her öğrenci bir kart çekerek yüksek sesle okur

-           Sonra herkesin göreceği şekilde sıraya koyar

-           Benzer fikirler gruplanır

-           Tüm gruplar görüşleri okunduktan sonra sınıfla paylaşılır ve tahtaya yazılır

 

2-b-) Beyin fırtınası ile Beyin Eseri teknikleri arasındaki farklar şunlardır

Beyin fırtınası kısa bir zamanda yapılabilir.  - Beyin eseri daha uzun sürebilir.

Beyin fırtınasında çok sayıda fikir alınır. -  Beyin eserinde ise her öğrenciden üç fikir alınır.

Beyin fırtınasında fikirler yorumlanmaz. - Beyin eserinde fikirler yorumlanır.

 

 

3-) LİSTELEME TEKNİĞİ

Bireylerin örgütleme ve tartışma becerilerini geliştirmek için kullanılabilen bu yöntem, beyin fırtınası ve beyin eseri gibi birkaç tekniğin birleşmesinden oluşur.

Bu teknikte öğretmen rehberlik eder.

-           Bireysel – küçük grup ya da tüm sınıfça uygulanabilir.

-           Öğrencilerin ilgisini çekecek konuların listelenmesi daha faydalı olabilir.

 

3-a-) Listeleme Tekniğinde Şu Konular Listelenebilir

-           Sebepler: (savaşlar, ekonomik buhranlar, insan hakları gibi)

-           Etkiler: (işsizlik, küresel ısınma, TV. gibi)

-           Özellikler: (ruh hastalıkları, uçağın bölümleri, organik maddelerin özellikleri gibi)

-           Değerlendirme ölçütleri: (okul, arkadaş, kitap gibi)

-           Bir topluluğun üyeleri: (19. yüzyıl yazarları, Afrika ülkeleri, dünya dinleri gibi)

-           Çözümler: (insan yaşamını uzatma, suç oranını azaltma gibi)

 

3-b-) Listeleme Tekniği Uygulama Şekli:

-           Konu belirlenir,

-           Öğrenciler belirlenen konuyu özelliklerine göre sıralar,

-           Küçük gruplar halinde tartışılır,

-           Sonuca varılır.

 

 

 

4-) ALTI ŞAPKA DÜŞÜNME TEKNİĞİ

             Edward De Bono'nun  «Altı şapkalı Düşünce Tekniği» isimli kitabının adıyla anılan bu teknik birçok alanda kullanılıyor. De Bono, farklı yaklaşımların tanımlanması ve bu yaklaşımların nasıl kullanılabileceğinin öğretilmesi durumunda, insanların bu yaklaşımları kullanarak, toplantılarda ve takım çalışmalarında çok daha üretken olabileceğini öne sürmüştür.

             Sınıf ortamında özellikle ilköğretimde öğrencilerin tekniği şapka takarak ve şapkanın rengine göre düşünce geliştirilmeleri önerilir. Orta ve yükseköğrenim öğrencileri de sınıf ortamında yine hem şapka takarak hem de renkleri temsil edecek şekilde gruplara bölünerek tekniği gerçekleştirebilirler.

 

4-a-) Altı şapkanın temsil ettiği renkler ve anlamları:

Beyaz şapka (Boş sayfa): Tarafsızdır. Görüşülen konu ile ilgili net bilgi ve raporlar ortaya konur. (Objektif)

Kırmızı şapka (Ateş): Duygusal şapkadır. Görüşülen konu ile ilgili olarak, kişilere hiçbir dayanağı olmadan, sezgi, fikir ve duygularını söyleme fırsatı verir.(sübjektif)

Sarı şapka (Güneş): İyimser şapkadır. O işin avantajları ortaya konulur. Övgü, olumlu görüşler söylenir.(objektif)

Siyah şapka (Yargıç cübbesi): Kötümser şapkadır. Şeytanın avukatı olarak da bilinir. Eleştiri, olumsuz görüşler ile görüşülen konunun riskleri, gelecekte doğuracağı problemler ortaya çıkar. modus tollens (objektif)

Yeşil şapka (Bitki): Yenilikçi şapkadır. Konuyla ilgili alternatifler ve yeni yaklaşımlar araştırılır. 'her şey uyar' (spekülatif)

Mavi şapka (Gökyüzü): Serinkanlı şapkadır. Düşünce sistematize edilir. "Büyük Resim," "İdareci şapka," "Meta şapka," "düşünmenin düşünülmesi", tüm süreci (gözden geçirme)

 

4-b-) Altı Şapka Düşünme Tekniği Uygulama Şekli:

-           Bir konu / olay / ya da problem belirlenir

-           Katılımcılar ilgili renkteki şapkayı giyer

-           Her katılımcı şapkanın temsil ettiği renge göre fikirlerini söyler

-           Konuyu toparlamak üzere mavi şapkanın son sıraya bırakılmasında fayda vardır

 

4-c-) Altı Şapka Düşünme Tekniğinin olumlu yönleri:

-           Farklı görüşlerin ortaya konmasını sağlar

-           Konunun dağılmasını önler

-           Farklı durumlar karşısında farklı düşünceler geliştirme imkânı verir

-           Öğrenciler bu teknikle kendi deneyimlerinden edindikleri çıkarımlardan çözümler bulur

-           Duygu ve düşüncelerin tanımlanmasında beceri kazandırır

-           Analiz etme becerisi kazandırır.

     -   Başkalarının duygularını empati (duygudaşlık) yaparak değerlendirmeyi öğrenir.

 

    Altı Şapka Düşünme tekniği uygulama sürecinde şapkaları değiştirmek ve giyilen yeni şapkaya uygun değerlendirme yapmanın daha etkili olacağı düşünülmektedir.

 

Sonuç:

Üreten insanın “yok edilmesi gereken bir rakip”, tüketmeyen insanın “gereksiz” görüldüğü bir dünyada yaşıyoruz. Özelde uzun yıllar devlet için memur yetiştirme mantığı ile yetiştirilen öğrenciler, kendilerini büyük bir boşlukta görmeye başladılar. Öğrenimini tamamlayan ve artan işgücü karşısında devlet işlerinde istihdam edilmeyen insanlar büyük hayal kırıklıkları içine girerler. Eli kalemden başka bir şey tutmayan bir bireyin çaresizliği, eğitim camiasının üzerinde düşünmesi gereken elzem konulardan biridir.

            Son yıllarda bazı üniversiteler, ders programlarına “girişimcilik” ve benzeri dersler eklemişlerdir ancak bunların da çözüm olmayacağı kendileri tarafından da bilinmektedir.

Bir gönül işi olarak eğitimcilik ve özelde öğretmenlik, öğrencilere hayata daha iyi ve hazırlıklı atılmak ve katılmak için iyi yetiştirilmeleri gerektiği bilincinde olmalıdırlar. Piyasada etkili öğretim yöntem ve teknikleri konusunda çeşitli isimlerle satılan onlarca kitap bulunmaktadır. Hatta bazıları 300 – 333 etkili yöntem gibi başlıklar taşımaktadır. Bu çalışmanın konusu bahsi geçen kitapların içeriklerini tartışmak değildir. Ancak, işin akışındaki temel çelişki okullarda kaç tekniğin başarılı şekilde yürütüldüğü sorusundaki cevapla ortaya çıkacaktır.

Nasıl ki her bireyin özel öğrenme kabiliyeti varsa, aynı şekilde her toplumun da kendisine has öğretim yöntemleri vardır. Öğretim stratejileri belirlenirken en fazla dikkat edilmesi gereken noktalardan bir tanesi de öğretim tekniklerinin toplumsal yapıya uygun olmasıdır.

Öğretme sürecinin başında ve uygulama aşamalarında öğretmenlerin kendilerine “daha iyi nasıl öğretebilirim” sorusunun karşılığında bulacakları cevapları olacaktır. Öğretme sürecinde özellikle öğrencilerin farklı özellikleri belirginleştikçe farklı yöntemler geliştirilebilecektir. Elbette ki, başarılı olarak uygulanabilen yöntem ve tekniklerin nasıl uygulanabileceklerinin bilinmesi her öğretmenin bilmesi gereken bir bilgidir.

Sağlıklı bir öğretim sistemi hedefe yönelik ve sürekli iyileşme ve bunun sonucunda başarı getiren öğretim sistemidir.

 

 KAYNAKÇA

 

Apaydın, Ç. EKEV AKADEMİ DERGİSİ Yıl: 20 Sayı: 66 sayfa,  (Bahar 2016;
            (Narsizm İle Özgüven Arasındaki İlişkide İslâmî Eğilimin Aracılık Rolü)

Çavuş, Ş. “ Aktif Öğretim Yöntemlerinden Beyin Fırtınası Yöntemi ve
            Uygulaması”,Enstitü Dergisi,Cilt 14, Sayı 1, 2005, 441-450, s. 442

Doğanay, A. (2007) Öğretim İlke ve Yöntemlerini. Ankara: Pegem Akademi
            Yayıncılık.

Gömleksiz, M. (1997). Kubaşık öğrenme: Temel eğitim dördüncü sınıf
            öğrencilerinin matematik başarısı ve arkadaşlık ilişkileri üzerine deneysel       
            bir çalışma. Adana: Baki Kitabevi

Koç, Korkmaz, Karataş Coşkun, Sarı, Ünver, Kıldan, Tok. Öğretim İlke ve
            Yöntemleri.  Ankara: Pegem A Yayıncılık, 2014.

Komisyon. Öğretim İlke ve Yöntemleri Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı
            Sınıf Yönetimi
. İhtiyaç Yayıncılık, 2014.

Öğretim İlke ve yöntemleri, Editör: Ahmet Doğanay, Pegem Yayınları, 9. Baskı ilgili
            bölüm

Öğretim ilke ve yöntemleri, Taşdemir, Pegem Akademi, Ankara, 2007

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı EĞİTİMDE
            STRATEJİK PLANLAMA “Okul/Kurumlar İçin” Yayıma Hazırlayanlar: Ercan
            TÜRK Strateji Geliştirme Başkanlığı Stratejik Yönetim ve Planlama Daire
            Başkanı Nezir ÜNSAL Strateji Geliştirme Başkanlığı Şube Müdürü, Haziran,
            2010

TDK, Bilim ve Sanat Terimleri Ana Sözlüğü

Zeynep ÖZONAY, ÖĞRETİM İLKE VE YÖNTEMLERİ, TC. ANADOLU
            ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 1854, sayfa,129

 

 



2308 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Teniya Reş - 31/05/2016
Teniya Reş
Çengek Ax - 31/05/2016
Çengek Ax
Kevana Şikestî - 31/05/2016
Kevana Şikestî
Sifre - 31/05/2016
Sifre
Adem - 31/05/2016
- Dayîka wî tune ku lawo bike
Helbest - 31/05/2016
Helbest
Xem Mexel hatine - 31/05/2016
Xem mexelîne li ser xeyalên min
Dinyaya Hetikî - 31/05/2016
Dinyaya Hetikî
Pepûk - 31/05/2016
Pepûk
 Devamı
Üyelik Girişi